10 EKİM, SAAT 10.04’ DE ORADAYDIM   » Kilikya Gazetesi ,Mersin'den HaberlerKilikya Gazetesi ,Mersin'den Haberler

10 EKİM, SAAT 10.04’ DE ORADAYDIM  

Bu haber 09 Ekim 2020 - 9:02 'de eklendi ve kez görüntülendi.

 

Olayı bizzat yaşayan arkadaşlarım gibi benim de uzun süre travmasını atlatamadığım o lanetli günün 5.yıldönümü!

Birinci gününde, özlemini yıllardır duyduğumuz Dünya Barış Gününü kutladığımız12’ sini ise lanetlediğimiz eylül ayını bitirip hazan ayının ortasına geçiş yaptığımız ekim ayının ilk haftasıydı.

Ülkenin üzerinde savaş tamtamları her zamanki gibi bu kez daha gür çalmaya başlamıştı. Bu nedenle savaşın acısını, yıkıcılığını, yakıcılığını yakından bilen, his edebilen barış gönüllüleri olarak, her ne pahasına olursa olsun, bu kez daha gür sesle barışı haykıracak, savaşın önünde dalga kıran görevini yaparak, gelecek kuşaklara barış içinde mutlu bir ülke bırakmanın keyfini yaşayacaktık.

Biliyorduk, barışı yakalamak zordu, barışa aç, barışa hasret bu topraklarda.

Ve yine çok iyi biliyorduk,  öyle kolay değildi kandan beslenen bu topraklarda barışı istemek; ya kafese hapsedilir, demir kapılar yıllarca kapanır yüzünüze, ya da kürek kürek topraklar atılır üstünüze.

“Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz” diyerek,  barış umuduyla yollara düşmüştük hazan mevsiminin ortasında…

Barışa birlikte semah dönüp, halaylar çekecektik, barış türkülerimizi birlikte söyleyecektik, barış ellerimizin arasından kaymasın diye, el ele, kol kola Sıhhiye Meydanın da.

İlk defa,  barışa duyulan arzunun büyüklüğüne şahit olacaktı, barışa kör, sağır Ankara.

Muazzam bir kalabalık kitleyle barışa yolculuğumuz keyifle başlamıştı Mersin’ den Ankara’ ya.

Aracımızda Mersin Üniversitesi gençliğinden Şebnem Yurtman, Elif kanlıoğlu, Ali Deniz Uzatmaz ve diğer dört genç arkadaşı da vardı.

Gençlerin öncülüğünde yol boyunca Türkçe, Kürtçe ve diğer dillerden, renklerden seslendirdikleri barış, kardeşlik türkülerini birlikte söyledik.

Artık, barışı haykırmanın zamanı yavaş yavaş yaklaşıyordu. İçimizi ısıtan tanyerinin ilk ışıkları vurmaya başlamıştı Ankara’ nın sırtlarına.

Toplanma alanı olarak Ankara Tren Gar’ ı belirlenmişti.

Ankara Tren Gar’ nın vardığımızda saatler saat sekizi gösteriyordu.

Yaprakların hışırtısından, gar’ ın kuytularında yavalanan güvercinlerin tedirgin bakışlarında, sanki kötü bir şeyler olacakmış gibi, hava hüzün kokuyordu.

İlk gelenler; yurdun dört bir yanından akın akın gelenleri barışa olan inançla ve mutlu gözlerle, slogan ve alkışlarla karşılıyordu.

Kalabalıklar artıkça, alkışlar ve sloganlar yükseldikçe, kasvetli hava dağılıyor, hüzünlü hava yerini coşkuya bırakıyor, sevincimiz katlanarak büyüyordu.

Bir saat sonra başlayacak yürüyüşün öncesi,  uykusuzluğun gözlerimiz üzerinde iyiden iyiye ağırlığını hissettirdiği zaman dilimi içerisinde patlamanın tam orta yerindeyiz. Bir yandan, hemen üç metre sağımızda halay çeken gençleri izliyor, bir yandan da pet bardaktaki çaylarımızı arka arkaya yudumluyoruz, arkadaşlarım Metin ve Yusuf’ la.

Hemen gençler barışa halayları çekiyor koro halinde türkülerle.

Hemen onların çaprazında seyyar çay tezgahı harıl harıl, ücreti mukabilinde çay ve su servisi yapıyor ülkenin dört bir yanından akın akın Ankara’ ya gelen barış güvercinlerine.

Fırsat bu fırsat; kaçar mı?…

Her mitingde olduğu gibi simitçi, ayrancı, dönerci, köfteci, sucu… gittikçe hırca hınç dolmaya başlayan toplanma meydanında…

Ama bu seferki miting yıllardan sonra ilk kez bu kadar iğne atsan yere düşmeyecek kadar kalabalık ve Ankara, barış seline ev sahipliğine hazırlanıyor.

Bir yandan da, ağaçlar usul usul Ankara’ ya hazan mevsiminin sararttığı yapraklarını nazlı nazlı bırakıyor, birer ikişer toprağa. Dalda kalanlar da düştü düşecek gibi eğreti, barış için halay çekenlere selama duruyor.

Üst üste çayları yudumlarken, bir ara beni de davet ediyorlar halaya.

“Hele bir kendimize gelelim arkadaşlar, Sıhhiye Meydanında bolca dururuz halaya”, diyerek daveti nazikçe red ediyorum kendime yakışır bir üslupla.

Az sonra, yine her zamanki gibi,  mitinglerin müdavimleri davulcu ve zurnacı bize doğru “Çav Bella” İtalyan halk şarkısını çalarak geliyorlar. Sanırsınız ki, onlarda Marksist- Leninist, ya da Maoist! İşin latifesi bir yana, tabi ki,  onlar da halktan biri, birer emekçi.

Küçük bir dinletinin ardından cebimizden çıkardığımız 10’ ar TL’ leri zurnanın içine doğru bırakıyoruz.

Başlıyorum davulcu ve zurnacı ile muhabbete:

“Siz de az değilsiniz, işinizi iyi biliyorsunuz, sağcıların olduğu yerde ‘Ölürem Türkiye’m’, bizim olduğumuz yerde de: ‘ Dağlara Gel Dağlara; arkasından da Çav Bella’, helal olsun işinizi iyi biliyorsunuz”, diye tatlı takılıyorum. Onlar da kendilerine has üslupla yapıştırıyorlar cevabı: “Abi ne yapalım, ekmek parası!”

Az sonra yürüyüş başlayacak, herkes pankartının önüne gelsin” anonsundan sonra,  25-30 metre az çapraza, pankartımızın başına geliyoruz…

Yaklaşık on dakika sonra… 

Saat: 10,04!..

Art arda,  beşer saniye arayla, o kahredici iki patlama sesi!

İlkinde ne olduğun anlamıyoruz, şaşkın şaşkın arkadaşlarla birbirimizin yüzüne bakıyoruz. İkinci patlamada ise,  yere kapaklanıyoruz!

Ve sonrası manzara… korkunçtu!

103 can, 103 evlat, anne, kardeş, eş, baba.., 103 umut katledildi, barış o’gün Ankara’da.

Ölenlerin arasında simitçi, davulcu, zurnacı, çaycı var mıydı bilemiyorum, ama, o kahpe patlamada, barışı isteyecek kadar yüreği büyük, küçücük bedeniyle Veysel’ de (Atılgan) vardı ölenlerin arasında; yaşasaydı, bugün 13 yaşında olacaktı!

Dönerken; Şebnem Yurtman, Elif kanlıoğlu, Ali Deniz Uzatmaz artık yoktular aramızda, barış şehitleri kervanına katılmışlardı!

Diğer arkadaşlarını ise,  Ankara’ daki arkadaşlarına hediye edilmek üzere, içi kitap dolu sırt çantaları korumuştu. Ölüm bilyeleri bin kez de kitapları vurmuştu!

Hepsi barış için hayatını kaybetti!

Bir kez daha lanetliyor, o gün yaşamını yitirenleri saygı ve özlemle anıyorum.

Bir gün bu topraklara barış mutlaka gelecektir.

Daha dün gibi… Bir flim gibi şeridi gibi geçti gözlerimin önünden o gün yaşananlar ve yeniden hüzün çöktü yüreğime.

Şen gittik, yaslı ve gözleri yaşlı döndük!

İHD’ nin çağrısı üzerine, 10 Ekim günü saat 10.04’ de herkesi bulunduğu yerde bir dakikalık saygı duruşuna davet ediyoruz.

İsmail Şimşek
İsmail Şimşek[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
Kâmil DericiEkim 9, 2020 / 16:59Cevapla

5 yıl önce yaşanan acının tarif edilemez noktasında ele almış olduğunuz bu çalışmanızdan dolayı size teşekkür ediyorum. Artık bu acıların yaşanmaması dileğiyle ruhları şad olsun ışıklar içinde uyusunlar…