bungalov

Ayakkabı Bot ve çizme Günlük ayakkabı Bot ayakkabı modelleri Çizme ayakkabı Terlik ayakkabı Sandalet Babet Spor ayakkabı Topuklu ayakkabı İç giyim Mayo Çorap Fantezi giyim İç çamaşır takımları Sütyen Gecelik Pijama takımı Gece elbisesi Plaj giyim Giyim Büyük beden Tesettür Etek Trenckot tarz eşofman takımları bayan Mont Gömlek Pantolon T-shirt Sweatshirt Kırmızı elbiseler Ceket Çanta Çanta aksesuarlar Bebek bakım çantası Spor çanta Okul çantası Laptop çantası Portföy çanta Bel çantası Postacı çantası El çantası Sırt çanta Bebek bakım çantası Omuz çantası

24 HAZİRAN SEÇİMLERİNE GİDERKEN-3

featured

 

“Bugünlerde nüksetti başım yine / Sağa çarptım sola çarptım ha bire / Her yanım yara bere içinde kalbim / Hava bedava, su pet şişelerde /Hür, demokratik, parlamenter sistemde / Olağanüstü haller / Geçiş dönemleri / Sıkıyönetimler / OHAL / ‘Şimdi sırası değil’ler/Fikir suçları / İdam cezası/ 141-142 / Adalet Mülkün Temeli / Çelişkiler keskinleşsin diye /Böyle mi geçsin ömrüm?/ Acil demokrasi / Acil demokrasi / Acil demokrasi…”

Yıllar önce Bulutsuzluk Özlemi adlı gurubun severek dinlediğim şarkılarından biriydi; “Acil Demokrasi!”

Bu şarkı söylendiği zaman, on binlerce kişi hep bir ağızdan ve yürekten ”Acil Demokrasi ile birlikte acil barış” diye haykırarak şarkıya eşlik ederdik. Kısmi demokrasiyi beğenmeyip, daha çok özgürlük, daha çok demokrasi ve bozulan iç barışımızı sağlamak için acil barış talep ederdik.

Gelin gürün ki, Dimyat’ a pirince giderken, evdeki bulgurdan da olduk!

Var olan mevcudu daha da zenginleştirip ileriye taşıyacağız diye mücadele ederken, bizim dışımızda, uzun yıllardan beri ülkede iktidar olan ve olmaya çalışan,  Kemalizm ile egemen din adına siyaset yapan partilerin geçmişteki hükümet/muhalefet pratikleri, ülkenin temel sorunlarını çözemediği gibi, besleyerek büyümesine sebep oldular.  Büyüttükleri yetmediği gibi, bu devasa sorun önlenemezse, gelecek kuşaklara miras bırakılmak üzere kucağımıza bıraktılar.

Toplumun kocaman bölümünü siyasal, sosyal ve ekonomik olarak hırpalayan, başta Kürt sorunu olmak üzere ülkenin diğer temel meselelerini çözümsüz bırakan, iç barışımızı bozan “izimli/mizimli” bu sığ ve dar politikalar karşısında cumhurumuz/milletimiz nasıl bir demokratik çıkış yolu bulacağını ve ne şekilde pozisyon alacağını açıkça ben kestiremiyorum.

Ayrıca yapılacak bu baskın seçimin, ülkenin temel sorunlarının demokratik çözümüne katkı yapıp yapmayacağını şimdiden kestirmek güç. Gerçekten sorunlarımızı çözecek mi? Yoksa ülke ve toplum olarak yeni bir kısır döngümü yaşayacağız? Ya da Fransızlar gibi, biz de “Dejavu” mu diyeceğiz.

Demokratik çağdaş ülkeler, seçim sonrası “Dejavu” dememek için,  siyasal, sosyal ve ekonomik bunalımlarımı aşma adına:  “yapamadık, yapamıyoruz. Ülkenin içinde bulunduğu bu buhranı hep birlikte aşma adına sizlerden özür dileyerek biz çekiliyoruz. Takdir yüce cumhurumuzundur” denilerek yeni bir seçim kararı alınır.  Ülkenin girdiği bu siyasi, sosyal ve ekonomik krizi, daha da derinleştirmeden, ülkenin ve cumhurun bekası için cumhurla birlikte aşmaktır asıl amaç.

Biz de seçim sandığı ise tam tersine,  o an iktidarda bulunanların iktidarda ısrarla kalma adına,  bunalımını aşmanın, iktidarını sağlamlaştırmanın aracı olarak kurulur. Bu nedenle; “Tez dört düvele haber salına! Ülkenin dört bir yanında seçim sandıkları kurula! Balkonlar rengarenk hazırlana! Herkese haber ulaştırıla, her türlü tedbirler alına!” diyerekten zamanı gelmeden seçim tellalları aracılığıyla sandıklar cumhurun önüne beklenmediği bir gece ansızın “baskın var!” diyerekten konulur.

İşte, 24 Haziranda seçim kararı “Baskın var!” naraları eşliğinde, tamda böyle bir ruh haliyle alındığı hepimizin malumu.

 

Seçimlere topu topuna yaklaşık bir ay kadar bir süre kaldı.

İttifaklardan anlaşılacağı üzere üç kutuplu bir seçime şahit olacağız.

Dileğim HDP’nin de ilk turda barajı aşması yönündedir.

Üç kutuplu seçim liginde ilk iki sırayı “Cumhur ve Millet İttifakı”nın alacağı hemen hemen kesin gibi… Üçüncülük ise, HDP’nin başını çektiği Emek, Barış ve Demokrasi güçlerinin ittifakı.

Tam da, demokratik(!) koşullarda yapılacağına hep beraber inandığımız bu seçimde: AKP ve MHP’nin başını çektiği “Cumhur İttifakı”, CHP, İyi Parti, Saadet Parti ve  Demokrat Partinin oluşturduğu “Millet İttifakı” ile ana öznesini Kürt seçmenin oluşturduğu ve Kürtlerin dışında; sol-sosyalist, demokratların, mütedeyyin Müslümanların, kadınların, etnik ve inançsal  farklı kimliklerin, çevrecilerin, aydınların,  barış aktivistlerinin, hak-hukuk ve adalet savunucularının, sanatçıların, emekçilerin, sömürülenlerin, ezilenlerin  vb’lerinin içinde olduğu HDP.

Bir önceki yazımda, bu seçimlerde belirleyici gücün HDP olacağını kesin bir dille yazmıştım. Yazımda HDP’nin baraj altında kalması durumunda siyaset alanındaki işlerin sarpa saracağını, yapılacak seçimin “Millet İttifakı” açısından, ‘havanda su dövmek’ten başka işe yaramayacağını, bu yüzden ne yapıp edip HDP’nin mutlaka barajı geçmesinin toplumun selameti açısından bir şart olduğunu vurgulamıştım.

Ne yapayım. Huyumdur. Sonradan söyleyeceğimi, önceden “pat!” diye söyleyiveriyorum.          Amacım; ileride,  olası bir siyasi facianın, felaketin önüne geçmek…

Bu üç kutuplu seçmen tablosu karşısında yine söylüyorum: kilit ve belirleyici parti HDP’dir.

Bu yüzden HDP’yi ve seçmenini yabana atmamak gerekir.

Aksi takdirde tabuta son çiviyi hep birlikte çakmış oluruz.

Çakmakla kalmaz, ileriki yıllarda torunlarımız,  bugün yaşadıklarımızı  “büyük felaket” diye kendi çocuklarına, torunlarına gözleri yaşlı anlatacaklardır. Bundan şüpheniz olmasın.

Sürecek…

 

 

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org istanbul escort ataşehir escort şişli escort merter escort maslak escort taksim escort beylikdüzü escort