AF ÇIKMALI AMA TOPLUMSAL BARIŞA KATKI SUNMALI…

featured

Siyasette af tartışması, toplumda af beklentisi ile birlikte Türkiye halkı yerel seçim gündemi içine çekildi.

1 Ekim’ de meclis, bu tartışmalarla yeni yasama dönemine merhaba diyecek.

Meclis açılır açılmaz, kuşkusuz yerel seçimler ve af tartışmaları epeyce;  hem parlamentoyu, hem de toplumu epeyce meşgul edeceğe benziyor.

Tabi ki gündemin başını af tartışmaları alacaktır.

En sonda söyleyeceğimi en başta söyleyeyim.
Biliyorum, af etmekten insancıl bir şey olamaz…

Ancak, ben toplumsal barış ve toplumsal mutabakat sağlanmadan af çıkartılmasına karşıyım!

Adettendir, ülkemizde her seçim öncesi af konusu gündeme gelir.

Gelir gelmesine, neticede seçim malzemesi olarak boşalttığınız cezaevleri 3-5 ay sonra aynı doluluk oranını yakalar.
O zamanda çıkardığınız affın hiçbir kıymeti harbiyesi olmaz.
Hep derim; bir ülkenin hapishaneleri, tımarhaneleri, hastaneleri(özel-resmi), adliye koridorları hınca hınç doluysa; ülkeyi bugüne kadar yöneten siyasiler saatlerce ellerini başlarının arasına alıp kara kara düşünecekler…

Tıpkı, Kayahan’ ın şarkısındaki gibi: biz nerede, nerede hata yaptık?

Tabi ki, yapılan hata “bilinçli” değilse!

Ülke,  artık üstü açık bir tımarhaneye dönüşmüş, huni siparişin de patlama var dersem abartmış olmam.

Mutluluğumuz çalınmış, Polyannacılık oynuyoruz; tımarhanelik olmuşuz, hepimiz akıllı rolü oynuyoruz.

Kuşkusuz, kötü yönetilen ülkelerde bozulan ekonomiyle birlikte sosyal yaşamda bozulmaya başlar.

Bozulan Sosyal hayat sonucunda; hırsızlıklar, dolandırıcılıklar, gasp, cinayet, çeteleşme, mafyalaşma,  sahtecilik, rüşvet, talan, vurgun, taciz-tecavüz vs gibi suçlar ivme kazanarak türer durur.
Bozulan ekonomi ve sosyal yaşamla birlikte aile içindi başlayan huzursuzluklar yerini toplumsal huzursuzluğa bırakır.

Aslında, sosyal ve ekonomik kaotik ortamın ta ortasındayız, farkında değiliz.

Gelelim tekrar “af” meselesine…

Af, belli  bir guruba, belli bir kişiye çıkmamalı!..
Buradan tekrar hatırlatmakta fayda görüyorum; Demokratik siyaset yapanların, sendikacıların, muhalif gazetecilerin, insan hakları ve barış aktivistlerinin kapsam dışı kaldığı bir affın,  asıl amacından uzak, toplumsal barışa da hizmet etmeyen beyhude bir çabadan öteye gitmeyeceği gün gibi aşikardır.

Ekonomi kötü, işsizlik almış başını gidiyor, temel gıda malzemelerinden yaşama dair  gerekli ne varsa, iğneden ipliğe zam bombardımanına altında…
Sosyal alan tasfiye ediliyor… toplumsal yaşama dair ne varsa dibe vurmuş…
Vision of Humanity Ekonomi ve Huzur Enstitüsünün yaptığı araştırmaya göre de, Türkiye 163 ülke arasında 145. Sırada yer alıyor.
Tekrar söylüyorum, bugün siyasiler dışında getireceğiniz affın,  hiç mi hiç zerre kadar faydası olamayacağı gibi, 3-5 aya kalmaz doluluk oranı şimdikinin iki katına çıkacaktır.

Suçların temelinde kötü ekonomik, sosyal  bozukluklar yatmaktadır.

Bu nedenle suçlara “kader” olarak bakılmamalı ya da “kader’  olmaktan çıkarmalı…

Öncelikle bunun için sosyal bataklık kurutulmalı.

Şartlar olgunlaştı mı, elbette ki af olması!
Bunun da genel şartları; ekonomisi güçlü, bireyi özgür, Anayasası demokratik, toplumsal barışı kalıcılaşmış, adil/eşitlikçi  bir ülkeyle mümkündür.

Mevcut şartlar ise;  3 yılda bir kişilere ve gruplara göre affı gündemimizden düşürmez.

Son tahlilde çıkacaksa; af genel ve hakkaniyetli olmalı, toplumsal barışımıza katkı sunmalı  ve de kamu vicdanını yaralamamalı!

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org