egi

“Anadilde eğitim temel insan hakkıdır”

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

‘Dünya Anadili Günü dolayısıyla  Eğitim Sen Mersin Şubesi’nde yapılan basın açıklamasında konuşan Şube Eğitim ve Yükseköğretim Sekreteri Duygu Taner,  anadilde eğitimin temel insan hakkı olduğu vurgusu yaptı.

 

Eğitim Sen Mersin Şubesi, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla sendika binasında basın açıklaması gerçekleştirdi. HDP Mersin Milletvekili Rıdvan Turan’ın yanı sıra çeşitli siyasi parti ve STK temsilcilerinin de katıldığı açıklamada, basın metnini eğitim emekçileri adına Şube Eğitim ve Yükseköğretim Sekreteri Duygu Taner okudu.

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde açıkça belirtildiği gibi, bireyin anadilinde eğitim almasının en temel insan haklarından birisi olduğu kadar, bireylerin kendi anadillerinde eğitim almasının engellenmesinin de en büyük insan hakkı ihlallerinden birisi olarak kabul edildiğini söyleyen Taner, ” “Eğitim hakkının yaşama geçirilmesinin en temel koşullarından birisi, kamu tarafından yürütülmesi ise, en az onun kadar önemli bir diğer koşulu içeriğinin demokratik, bilimsel ve laik olması, farklı dil ve kültürlerin özgürce gelişmesini sağlamayı hedeflemesidir. Bu koşullar sağlanmadığında eğitimin, o anki mevcut siyasal yapıyı yeniden üreten, bu haliyle eğitimin bireyler için temel hak olmaktan çıkıp, yapılması zorunlu bir görev haline gelmesi kaçınılmazdır” diye konuştu. Taner, Bir ülke için önemli olanın, ekonomik ve toplumsal başarı sağlamak, dilsel ve kültürel zenginliklerin nesilden nesile aktarılmasının olanaklarının yaratılması olduğunu ifade etti. Taner şöyle devam etti, “Ancak bu başarıldığı zaman toplumsal gelişme ve ilerleme sağlanabilir. Egemenler, bu anlamda bir toplumsal değişim ve ilerlemeyi engelleyebilmek için dünyanın birçok yerinde eğitim olgusuna el atmış, kültürel zenginlikleri talan etmiş, ‘resmi dil’ dışında kalan anadillerde eğitim-öğretimi yasaklama yoluna gitmiştir” dedi.

 

Taner, “21 Şubat Dünya Anadili Günü, ülkemizde özellikle anadili Kürtçe, Arapça, Lazca, Ermenice, Hemşince, Çerkezce, Çeçence, Süryanice gibi dillerden olan milyonlarca çocuğun kendi anadillerinden koparıldığı ortamda kutlanmaktadır. Anadilin kullanımının engellenmesi toplumun bireylerini değişik boyutta etkilese de, tartışmasız en fazla çevresi ile iletişimini anadili ile sağlayan çocukları etkilemektedir. Gerek dilbilimi, gerekse eğitim bilimleri açısından anadilin önemi ve gerekliliğinin yanı sıra, anadilin pedagojik ve insanı boyutunun sürekli geri plana itilmesinin en acı sonuçlarını çocuklarımız yaşamakta, anadili farklı olan çocukların anadili Türkçe olan çocuklara göre öğrenme becerilerinde yaklaşık iki yıl geri kaldığı görülmektedir” diye konuştu.

 

“Tarih boyunca sayısız uygarlığa beşiklik etmiş, farklı diller ve kültürlerle harmanlaşarak olgunlaşmış Anadolu ve Mezopotamya toprakları, yıllardır farklı anadillerine yönelik olarak uygulanan politikalar sonucunda çoraklaşmaya yüz tutmuş durumdadır” diye belirten Taner, “Eğitim biliminin temel ilkesini oluşturan ‘Anadilinde eğitim’ talepleri her dönem ırkçı-şoven duygu ve tepkilerle karşılanmakta, sık sık siyasal istismar konusu yapılmaktadır. Açıktır ki, resmi dil dışındaki anadillerinin varlığına, yaşamasına ve öğrenilmesine karşı çıkmak, bir yönüyle eğitim biliminin en temel ilkesine karşı çıkmak, bilime meydan okumak anlamına gelmektedir” ifadelerini kullandı.

Kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim anlayışının ayrılmaz bir parçası olan farklı anadilleri üzerindeki sınırlamalara son verilmesi gerektiğini ve her bireyin kendi anadilini öğrenmesi ve eğitim almasının önündeki bütün engellerin kaldırılması çağrısı yapan Taner, “Eğitim Sen olarak, tüm dünya ve Türkiye halklarının 21 Şubat Dünya Anadili Günü’nü kutluyor, farklı anadili ve kültürlerin özgürce yaşaması ve gelişmesinin önündeki bütün yasal ve fiili engellerin kaldırılmasını talep ediyoruz” dedi.

Yorumlar kapalı.