maltepe escort kurtköy escort

şişli escort bayan

Bir anı: Kromsan

UntitleSd-2 copy

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Meslekteki ilk ayımı doldurmuştum. İçimde haber peşinde koşturuyor olmanın heyecanı vardı.

Aynı mesleği paylaştığım, şu an Bafra Cezaevi’nde tutuklu bulunan ve casusluk ile suçlanan Erdoğan Alayumat ise benim tersime epey bir zaman dirsek çürütmüştü alanda.

Bir gün Alayumat ile bu kentin başına dert dolanan Kromsan’ın yarattığı tahribatı kamuoyuna ulaştırmaya karar verdik. Dosya haber hazırlayacaktık. Haberi hazırladığımızda ben yerel gazetede, Alayumat ise çalıştığı ajansta servis edecekti.

Bir ay boyunca Kromsan fabrikasının bulunduğu Kazanlı Mahallesine, gidip geldik. Sokak sokak, kahvehane kahvehane dolaşıp mahalle halkı ile konuştuk. Neler dökülmedi ki ağızlardan… Hemen hemen her evde kanser vakalarının yaşandığı mı dersiniz, yoksa fabrika yönetimi tarafından söylendiği iddia edilen ‘’Buradan gidecek birileri varsa bu Kromsan değil, mahallelidir!’’ sözü mü dersiniz, onlarca yürek burkan olay… Tabi haber öyle yorucu ve cesaret isteyen bir haber ki çaresiz savrulduğumuz günler de oldu. Ortada Kromsan adında güçlü bir sanayi kuruluşu var. Öte yandan (o günlerdeki bilgiyle) bahçesine depolanan 20 tonluk kanserojen atık yığını. Taşınması imkânsız denecek kadar zor. Japonya’dan getirilen çuvallarla muhafaza edilmeye çalışılmış. Çuvallar yıpranmış. Bir yağmur veya rüzgârda zehrin toprağa veya denize karışmaması için hiçbir sebep yok.

 

Mahallede haber taraması yaparken, Krom +6 zehirli atıklarının Bahçe Mahallesi’ndeki bir taş ocağına götürülüp gömüldüğü iddiası ile karşılaştık. Tabi fabrikanın ilk kurulduğu günlerde Kazanlı kıyıları ve tarım alanlarına döküldüğü, bir de inşaat yapımında kullanıldığı çoğumuzun bildiği konular. “Ne yapalım, ne edelim?” diye düşünürken bir bilgi bizi bu zehirli atıklarla uzunca süreler mücadele etmiş ve iki yıl önce geçirdiği kalp krizi nedeniyle kaybettiğimiz Dr. Yüksel Burkutoğlu’na götürdü. Burkutoğlu’na ulaşmamız çok zor olmadı ama ondaki bilgi ve belgeleri almak bizi epey bir yordu. İstisnasız 5 gün boyunca Burkutoğlu’nu ziyaret ettik, bahsettiği ama vermemekte ısrar ettiği belgeleri almak için. Ne dediysek fayda etmedi. “Bu belgeler bir bende var. Ne gösterir ne de veririm” dedi.

 

Yine bir Pazar günü bir şans daha dileyerek aradık. Sağ olsun belgeleri vermese de, hiçbir zaman kırmadı bizi. Mersin İdmanyurdu’nun eski sahasının civarlarındaki bir kahveye çay içmeye davet etti. Alayumat’la birlikte kahveye gittik. Yine belgeleri istedik. İşimiz bu. O yine vermemekte ısrar etti. Sonra Burkutoğlu konuyu Dilovası’na getirdi. Orada verilen mücadeleye ve tabi mücadelenin baş mimarı (geçtiğimiz günlerde tutuklanan) Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’na. Dilovası’nda yayılan kanser vakalarını ortaya çıkarmış Hamzaoğlu’nu baya bir methetti. Ben ilk defa o masada duydum bu ismi.

Alayumat’ın haber arayan yüzüne birden bir morluk indi. Burkutoğlu ve bana da yansıyan bir acıydı bu. Alayumat, “Dilovası’ndaki olayları iyi bilirim. Orada kanser zehrinden dolayı abimi kaybettim.” dedi. Gözlerimizde yaşlar birikti. Duygusal bulutlar çöktü masaya. Burkutoğlu da 46 yıllık can eşini kanserden kaybettiğini ve kente zehir olarak yayıldığını söylediği Kromsan atıklarının, bu ölümde pay sahibi olabileceğini belirtti. Alayumat’ın Dilovası’nda abisini kanserden kaybettiğini söylemesinin ardından Burkutoğlu, bize belgeleri vereceğini söyledi. Günlerce çaba sarf etmemize rağmen alamadığımız belgeleri bize verecekti ama masada konuşulan o sözlerden dolayı içimde tek bir sevinç kahkahası dahi patlamadı.

Belgeleri akşam saatlerinde Burkutoğlu’nun evinden almak üzere anlaşarak, masadan kalktık. Kahveden uzaklaştık. Alayumat’a “Abini böyle bir olaydan dolayı kaybettiğini bilmiyordum. Çok üzüldüm” dedim. “Evet, abimi kaybettim. Sonuçta orada ölenler bizim ailelerimiz değil mi?” dedi.

Alayumat, o gün o masada belgeleri alabilmek için gazetecilik refleksini kullandı belki ama son söylediği söz de yanlış sayılmazdı. Belgeleri akşam saatlerinde söylendiği gibi aldık.

 

Mesleğe başladığımdan beri, casuslukla yargılanan Gazeteci Alayumat’tan mesleğin vicdanına yakışır çok şey öğrendim. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu ismini de ilk bu haber macerasında duydum ve takdir ettim.

Kromsan, Dilovası, kirlilik, yitirilenler ve güzel insanlar derken, yazıyı son bir sözle noktalayalım.

”Gazeteci Erdoğan Alayumat’a özgürlük!”

Yorumlar kapalı.