saç ekimi

Maltepe Escort

şişli escort bayan

Demokrasi Ne Alemde?

atilla
Daha Fazla

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Yazının başlığı bana ait değil. Uzunca zaman önce, vahşi batıda baş gösterdiğine inanılan demokrasinin krizine dair farklı pencerelerden bakan yazarların tartışmalarını içeren derleme bir eserin başlığı, ama memleketin seçimler nedeniyle kendisini soktuğu deli gömleğini anlatmada hayli yararlı. Kitabın içindeki makalelerden birinde, vakti zamanında Marksizmin tedrisatından geçip sonraları post-yapısalcılık belasına bulaşmış yazarlarından biri, vahşi batının demokrasisini yerin dibine soktuktan sonra, “yine de Ortadoğu ülkelerine bakınca halimize şükretmeliyiz” gibi tuhaf bir cümleyle sonlandırıyordu yazısını. Hiç unutmuyorum, yüksek lisans dersiydi, bu makaleyi öğrenci arkadaşlarla tartıştıktan sonra hafifçe tebessüm etmiştik. Şimdilerde delice kahkaha atası geliyor insanın.

Sanırım o Ortadoğu ülkelerinden biri biz oluyoruz; zira uzun zamandır durum gerçekten böyle. Halk egemenliği veya ulusal egemenlik gibi hükümranlığın meşrulaştırma biçimi, kimi zaman da bir yönetme tekniği olarak, fakat sıklıkla ikisinin biraradalığını çağrıştıran demokrasi kavramı, hangi tarafından ele alırsanız alın bu gün içi boşaltılmış bir söylem olmanın ötesine geçmiyor memlekette. Eskiden siyasetin ilm-i tedrisatı ile meşgul olmuş biri olarak hiçbir zaman seçimler ve sonuçları üzerine yazmadım. Bu konuda soru soranları da hiç de kibar olmayan bir biçimde “bütün akli melekelerini yitirmiş bir toplumda rasyonel analiz yapmanın olanaksızlığından” dem vurarak geçiştirmişimdir. Bu yazıda da seçimler üzerine konuşmayacağım. Zira son çıkarılan uyum yasaları ile birlikte dünyada eşi benzeri görülmeyen, parlamentoyu anlamsızlaştıran bir ‘hükümet tipi başkanlık sistemi’nin kurumsallaştırılacağı aşikar. Diğer yandan, halk denilen kitle, bir taraftan başkanı seçip, parlamentonun çoğunluğunu onun karşısında yer alan cenaha ihsan ederse, asıl sıkıntı o zaman çıkacak gibi görünüyor. Ancak bencileyin çok yakın bir ihtimal olmamakla birlikte, böylesi bir durumda memleketin içinde bulunduğu krizin derinleşmesinden gayrı bir amaca hizmet etmeyecektir bu durum. Zaten ittifaklar üzerinden liberal demokrasinin temsil ayağını şimdiden yerle yeksan etmiş olan bu seçimler sonrasında ortaya çıkacak tablodan, demokrasi adına pek de bir şey beklememek gerektiğini düşünüyorum naçizane.

Seçimlere gidilirken, yerleştirilmesine çabalanan bu tuhaf ve nev-i şahsına münhasır rejim tipi kadar, adına ittifaklar denilen, yine dünya seçim tarihinde eşine az rastlanır manevra ve taktiklerle karşı karşıyayız. En ağır sloganları “başkan olursam bisiklete bineceğim”, “sarayın ışıklarını kapatarak ekonomik tasarruf yapacağım”ın ötesine geçmeyen hamasi bir muhalif başkan adayını bir yana bırakın, cumhur denilen ne olduğu herkesin malumu olan bir ittifakın karşısında belirsiz bir millet ittifakı ile demokrasi şövalyeliğine girişmiş taktiksel/stratejik bir yapılanmadan bahsediyoruz. Bir yandan on altı yıldır iktidarda olan bir partinin temelini oluşturan İslamcı/dinci yapının çekirdeğinden daha radikal İslamcı bir Saadet partisi; diğer yandan cumhur ittifakının ikinci ayağını oluşturan MHP’den daha radikal ve daha entelektüel Turancı/şoven kadrolara sahip milliyetçi bir İyi Parti ile ittifak yapan sosyal demokrat parti. Bir an için bütün enerjisi ve taktiksel birliği bir şahsı ve partiyi iktidardan devirmek üzerine kurulmuş, demokrasi adına bize hiçbir şey söylemeyen bu millet ittifakının parlamentoda çoğunluğu aldığını düşünsenize. CHP marifetiyle kırk veya elli tane Ekmeleddin İhsanoğlu’nun meclise taşınmasından gayrı ne işe yarayacak ki bu ittifak.

Bu köşede haftalarca kaleme aldığım yazılarda muhalefetin temel sorununun, iktidarı kişiliğinde somutlaştırmış bir şahsı ve onun partisini takıntı haline getirmek olduğunu inatla ve ısrarla vurguladım. Sorun, bir şahsı ve onun kişiliğinde ete kemiğe bürünmüş gibi görünen bir partiyi iktidardan düşürmek midir sadece? Velev ki bunu başardınız peki ya demokrasi, temel hak ve özgürlükler, laiklik, kalıcı bir barışı tesis etmek… Millet ittifakı parlamentoda çoğunluğu aldığında demokrasi ne alemde olacak? Bu sorular sadece benim kafamı kurcalamıyor, aslına bakarsanız hiç kurcalamıyor; gönlünü ve yıllarını CHP’ye vermiş, hatırı sayılır bir kitlenin zihnini yakıp kavuruyor: Tercümana zeval olmazmış. Söz gelimi laiklik veya alevi inancı ile ilgili düzenlemeler söz konusu olduğunda eski Sivas Belediye Başkanının genel başkanı olduğu parti sizinle mi, yoksa şimdinin muktedirleri ile mi hareket edecek parlamentoda? Seçim propagandasını Hakkâri’den başlatan ve Kürt sorununu çözeceğini iddia eden cumhurbaşkanı adayının partisi CHP parlamentoda kalıcı barışa dair çözüm önerdiğinde, Mehmet Ağar ile birlikte 1990’ların mimarı olan kadın siyasetçinin genel başkanı olduğu parti sizin yanınızda duracak mı? CHP’nin içinde ve tabanındaki milliyetçi kadro ve kitleleri hiç hesaba katmaksızın soruyorum bu soruları. Bu halinizle cumhur ittifakının iyi/kötü bir kopyası olmanın ötesinde nesiniz ki? Yoksa gerçekte demokrasi gibi bir derdiniz yok mu? Şimdiden millet ittifakının bileşen partilerinin yürüttüğü seçim propagandasına baktığınızda, seçim sonrasına dair sorduğum soruların cevabına ilişkin işaretleri kolaylıkla görebilirsiniz. Millet ittifakını oluşturan üç ana bileşenden biri ana dilde eğitim haktır diyor ikisi susuyor; ikisi Selahattin Demirtaş serbest bırakılmalı diyor biri susuyor. Adını ödünç aldığınız millet, dönüp size sormaz mı: Ne ayaksınız siz ve aslı dururken kötü ve tekin olmayan klonlamış ikinci milliyetçi cepheye neden teveccüh edelim ki?

Burjuvazi yumurtalarını tek bir sepete koymaz… ve bütün kemanları akort etmeyi unutmaz… ve sonuçları önceden belli olmayan bir seçime asla izin vermez diyor seyrek sakallı genç Marx. Halkların Demokratik Partisi’nin burjuvazinin hizmetine amade iki sepetten birine dahil edilmemesi – iyi ki de böyledir-, yumurta olmayı reddiyesindendir, düzen orkestrasının içerisinde akorlara uymayan keman olmasındandır ve yine iyi ki de böyledir. İster cumhur ittifakı kazansın, ister millet ittifakı; bu seçimin sonucu bellidir! Katmerlenmiş bir faşizm…

Yorumlar kapalı.

pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org