sperrmüll abholung

DEMOKRATİK BELEDİYECİLİK

ramazan
Daha Fazla Göster

Biz sanatla uğraşanlar sık sık şunu söyleriz. Sanat insan içindir insansız sanat olmaz. Sanat adına ürettiğimiz neyse onu insanların beğenisine sunarız. Toroslar’a gidip çam ağaçlarına, ardıç ağaçlarına sunmayız. İşin özünde insan vardır.

Belediyeciliği de öyle görmek isteriz. Yerel yönetim hizmetinin merkezinde de insan olmalıdır. İnsanı merkezine alan demokratik belediyecilik; toplumsallığın, katılımcılığın, dayanışmanın, çağdaşlığın,  özgürlüğün hayat bulduğu alanlar olmalıdır ve insanlığa yaraşanı da budur. İşte bunlar olursa; daha az iktidar, daha çok katılımcılık, daha çok özgürlük, daha çok dayanışma olacaktır. Bunların uygulanmadığı yerde, “daha çok iktidar” olacak ve katılımcılığın, özgürlüğün, dayanışmanın adından söz edilmeyecektir.

Seçilen belediyeler, şehrin diğer atananlarıyla birlikte oligarşik bir yönetim-yerel iktidar- oluşturarak sistemin değirmenine su taşır durumuna gelmemelidir.

Seçilen belediyeler, halktan aldıkları iktidarı halka geri vermelidirler. Alınacak kararlara halk dahil edilmelidir. Bunun ortamı yaratılmalıdır.    Halkın kendi geleceğini belirlemede, kendisinin söz sahibi olduğu, kendisine güvenen bir toplumun yaratılmasına olanak hazırlayan bir belediyeciliği bilince çıkarmalıdır. Seçilen belediye başkanları bu anlayışa uygun davranmalıdır.

Sözünü ettiğimiz belediyeciliğe bir ad vermek gerekirse, “demokratik belediyecilik (katılımcı belediyecilik)” demek doğru olacaktır.

Demokratik belediyecilik; kitlelerin bir araya gelerek, kentin sorunlarını tartışabilen, alternatif çözümler üretebilen, ürettiği çözümleri hayata geçirebilen; halkın doğrudan siyasete katıldığı, bütün şehrin buna dönüştürüldüğü, iktidarın halklaştırıldığı bir yerel yönetim olarak algılanmalıdır. Burada mahalle meclislerinin işlevi unutulmamalıdır.

Tüm demokrasi güçlerinin oylarıyla seçilecek belediye başkan adayları, yukarıda söylemeye çalıştığım anlayışa ve bilinç düzeyine sahip değillerse bunlar için zaman harcanmamalıdır. Aranan niteliğe sahip adayları çıkarabilmek için ilgili yerlerle konuşulmalıdır. “Merkez söyler biz yaparız” anlayışının demokratik olmadığını hepimiz biliriz.

Daha önce örneğini çok gördüğümüz gibi, seçilen kişiler başkanlık koltuğuna oturunca kendini oraya taşıyan halkı kolayca unutmakta, sürekli görmeye alışık olduğumuz iktidarla aynılaşmaktadır.  Uygulamaları da benzeşmektedir. Ülke bu türlerle doludur. Bu tür belediyeciliğin uygulamaları da benzerlik göstermektedir. Örneğin, çok da açık olmayan ihalelerle şehrin bazı yerlerini talancı müteahhitlere açarak kendi zenginlerini yaratmaktadır. Böylece asıl hizmet unutulmaktadır. Bu da halkın belediyeden uzaklaşmasını, duyarsızlaşmasını beraberinde getirmektedir.

Bunu unutmadan, öngördüğümüz belediyeciliğin en önemli eksikliklerden biri de halka yönelik ekonomik politikasının olmayışıdır. Bunun da üzerinde önemle durulmalıdır. Her şey şeffaf olmalıdır.

Bazı aday adayları konuşmalarında; “ben seçilirsem herkesin başkanı olacağım.” Diyor. Bu söylem doğru gibi görünse de özünde doğru değil.    Ülkede yeterince başkan var. Bize başkan gerekmiyor. Bize, “ben seçilirsem bu şehri birlikte yöneteceğiz” diyebilen insan gerek.

Burada, yoldu, kaldırımdı, parktı, kültür merkezleri vb. hizmetler üzerinde durmuyorum, zaten bunlar her belediyenin yapması gereken hizmetlerdir

Başka bir konu; adaylık için dışarıdan gönderilen biri tercih edilmemelidir. Bulunduğumuz şehirde oturan, yerele emek vermiş/veren arkadaşlardan biri demokratik olarak belirlenmeli ve o aday olmalıdır.

 

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org