KAPİTOMÜRİTLER VE DİDEROT ETKİSİ » Kilikya Gazetesi ,Mersin'den HaberlerKilikya Gazetesi ,Mersin'den Haberler

KAPİTOMÜRİTLER VE DİDEROT ETKİSİ

Bu haber 27 Aralık 2020 - 13:51 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Dünyanın en büyük tarikatıdır kapitalizm tarikatı. Kısaca ve basit anlatımıyla kapitalizm, 19. yüzyılda feodal sistemin yıkılması ile başlar ve bu süreç sanayi devrimi ile birlikte İngiltere üzerinden Avrupa’ya yayılmak suretiyle kılık değiştirerek günümüze kadar gelir. Artık dünyanın her hücresinin içine nüfuz edecek şekilde işlemeye devam eden bir sistemdir. Kağıt üzerinde adil bir görüntü verse de özünde –ki devam etmesinin tek koşuludur- emek sömürüsüne dayanan bu sistemde üretim araçları çok küçük bir azınlığın tekelinde olup, geriye kalan büyük çoğunluğun hemen her gün üreterek temel ihtiyaçları için yaşam mücadelesi verdiği bir sistemdir. Üreten siz, ürettiğinizi size pazarlayan bir sistem, zenginleşen bir azınlık ve gittikçe fakirleşen bir çoğunluğun kaderine razı bırakıldığı bir tarikattır kapitalizm. Hemen her şey metalaştırılır ve her şeyin parasal bir değeri vardır bu sistemde. Parayla satın alamayacağınız neredeyse hiçbir şey yoktur. Dönem dönem size bedava olarak verilen şeylerin bile özünde tüketimi özendirmek ve talep yaratmak gibi ucu yine paraya dokunan bir yanı vardır. Çünkü bu tarikatın moderatörlerinin temel görevi üreten büyük çoğunluğa sürekli yeni ihtiyaçlar çıkarmaktır. Bu sistemde insan, hayatını idame ettirmek için sürekli çalışmak zorundadır. Bu yönüyle kendine yabancılaşır ve bu kısır döngü içerisinde sürekli aynı silindirde dönen bir hamstrdan pek bir farkı kalmaz. Her şey özünü, değerini, sıcaklığını yitirir. Değerler bile satın alınabilir ve insan bu vahşi sistemde yaşamak adına para için her şeyi maddesel bir değer olarak görmeye başlar. Tarikat liderleri zevk ve sefa içerisinde dünya nimetlerini sömürürken müritleri her şeyin adil olduğuna inandırılmış şekilde onlar için üretmeye devam eder. Çark böylece dönmeye devam eder.

 

Çark dönmeye devam eder çünkü; kapitomüritler için sürekli yeni ihtiyaçlar doğduğundan onlarda tüm yaşamlarını bu sistemin mantığında hiçbir zaman tamamlanmayacak bütüne ulaşmaya adar. Aslında psikolojide Fransız Aydınlanmacısı Denis Diderot’un adıyla bilinen ‘Diderot Etkisi’ ile açıklanmaktadır bu işleyiş. Gestalt ilkeleriyle örtüşen bu fenomene göre yeni aldığımız bir eşyanın var olan ortamda yarattığı uyumsuzluğu gidermek ve onu şekil zemin içerisinde daha etkili hale getirebilmek için ortamı yeni gelen ürüne uygun bir şekilde değiştirmeye güdülenirsiniz. Bu bütünlük ve uyum arayışına Diderot Bütünlüğü deniyor. Böylece aldığınız bir çoraba uygun pantolon, pantolona uygun gömlek, gömleğe uygun ceket, cekete uygun çanta, ayakkabı, şapka… almak zorunda hissedersiniz. Bu etkinin yarattığı dürtüyü gidermek artık mutluluğun tek çaresi gibi algılanır. Bu tüketim mantığına diderot etkisi deniyor. Böylece size hediye edilen basit bir çorabın aslında yarattığı talep ve uyuma dair güdülenme onu yüzlerce kez satın almanızı sağlayacak orandadır.

 

Şimdi kapitomüritler mutluluk hormonu için alışveriş yapmalı, her ürünü yeni modelleriyle değiştirmeli ve işin trajik kısmı ise bunun için hayatı boyunca başını kaldırmadan ve diğer onu insanlaştıran değerlerden uzaklaşarak, potansiyellerini körelterek çalışmak zorundadır. Öyle bir çarkın içine düşmüştür ki kapitomürit bir algı yanılsaması içerinde bunu adil olarak karşılamakta ve hatta kendisinin bir kapitomürit olduğunu da bilmemektedir. Bu tarikatın en sinsi özelliklerinden biri de bu değil midir? Kimse bu durumda olduğunu kabul etmeyecek ve gelişmemiş egolarının tüm savunma düzenekleri de bu düzeni devam ettirecek şekilde işleyecektir.

Her şey alınıp satılabilir! Sevgi, sanat, edebiyat, bilim, değerler, insan onuru, emek, şefkat, nezaket, incelik, tevazu…her şey metadır. Cinsellik bile sekse indirgenecek ve çeşitli koşullanmalar, yayınlar, reklamlar ve pornografi kültürü ile bir tüketme arzusuna dönüşecektir. Sevgi temel yaratıcı güç olmaktan çıkıp derinliğini ve özünü kaybedecek, maddeleşecek, bir nitelik olmaktan çok nicelenecek ve kendimizi kendimizden ve başkalarından saklamak için taktığımız bir maskeden ibaret olacaktır. Kapitomüritler elde edinceye kadar sever, elde etmediği sürece değer olarak gördüğü şey, eline geçtiği anda değerini yitirir ve artık kapitomürit gözünü bir başka şeye dikmiştir bile. Doyumsuzdur çünkü, varoluşsal boşluğundan kaçmak için para, güç, güzellik, tutku…ne varsa onlara tapar. Mesela kapitomüritin en çok hissettiği ve kaçtığı duygulardan biri de pişmanlıktır. Ama onun bu pişmanlığı iyiliğe ve daha üst bir benliğe yönelten gerçek bir içsel pişmanlıktan çok, korkuya ve çöküntüye dayanan bir pişmanlıktır. Yaptığı eylemin muhakemesi cezadan korkma ve saf çıkar elde etme referanslarına dayandığı için, günah çıkarıp rahatladıktan sonra tekrar aynı suçu işleyeceği alanlar yaratır kendine. İnsan cehennemi budur, insanlığın, doğanın ve varoluşun büyük yıkımı buradan gelir. Sevgisizlik ve tüketim bağımlılığı, hastalıklı egolar her türlü ahlaksızlığın ve yıkımın temelidir. Size önerim böyle bir bataklıktan uzak durmak adına, kendinize yönelin, keşfedin, azla yetinin, sevgiyi yüceltin, kitap okuyun, sanatla ilgilenin, ölüm denen hakikatin her an ensenizde olduğunu bilin ve onurlu bir yaşam için mücadele edin.

Sevgiyle kalın.

 

Kadir Soğuksu
Kadir Soğuksu[email protected]

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.