Kesilen müzik ve yaratılmak istenen toplum

featured

Kazanlı ilköğretim okulunda 3. Sınıf öğrencisi 14 çocuk müzik eşliğinde dans ederken birden müzik kesiliyor. Çocuklar şaşkın. Kimisi müzik bittiğine göre selamlamak lazım diye düşünerek selamlıyor. Kimisi de, daha oyumuz bitmemişti neden durduk anlamında etrafına şaşkın ve sorgulayıcı bakıyor. Aileler ne oluyor tepkisi gösterirken, çocuklar gösteri alanından çıkarılıyor. Sonra anlaşılıyor ki; Milli eğitim müdürü istemiş ve okulun müdürü gösteriyi durdurmuş. Milli Eğitim müdürünün “kıyafetler eğitim ortamına uygun değildi” diyerek yaptığı sansür ve engelleme başta velilerden tepki gördü.

Anne ve babalar çocuklarını her yaşta izler, yaptıklarını taktir eder ve onlarla gurur duyarlar. En çokta doğumundan 8-10 yaşına kadar olan zamanda daha dikkatle izlenilerek, yaptıklarına daha çok sevinilir ve “bakın o benim çocuğum” diye övünülerek gösterilir. O nedenle 23 Nisan gösterisinde Milli eğitim müdürü ve Okul müdürü tarafından yarıda kesilen sadece sıradan bir çocuk bayramı gösterisi olmamıştır. Kesilen müzik anne ve babanın sevincini, çocuğuna verdiği emeğin gösteri alanına yansımasını da kesintiye uğratmıştır. Velilerin kendi aralarında “Bakın benim çocuk nasıl oynuyor” diye sevinerek, gururla gösterebilmelerini de gösteriyi durdurarak engellenmiş oldu. Daha da önemlisi iki müdür el ele vererek; çocukların günlerce haftalarca çalışarak hazırlandıkları gösteriyi yarıda keserek, onların ilerideki hayatlarında hep kötü hatırlayacakları bir 23 Nisan Çocuk Bayramını hafızalarına kazıdılar.

Biri milli eğitim müdürü iki Müdür aslında ne kadar psikoloji ve pedagoji cahili olduklarını da ortaya koydular. Ne çocuğunu izlemeye gelen velinin duygusu nede emek verip gösteriye hazırlanan çocuğun dünyası hiç birinden zerre kadar anlamadıklarını da ortaya koydular. Buda kamu kurumlarında yapılan atamalarda liyakat, bilgi ve birikim yerine hükümete sadakatin ve yalakalığın kriter haline geldiğinin en açık örneğidir.

Peki; İlk öğretim 3. Sınıf çocuklarının elbisesinden müstehcenlik yada halk deyimiyle çıplaklık bulan bu zihniyeti, münferit olarak değerlendirebilir miyiz? Elbetteki hayır. Yapılmak istenen; AKP hükümetinin yaratmak istediği muhafazakâr toplum tasavvurunun başta kamu kurum yöneticileri tarafından topluma dayatılma çabasıdır.
Adım adım gelinen bu süreçte Tayyip Erdoğan’ın TÜRGEV’in bir toplantısında “ inadına dekolte, inadına mini etek diye feveran etsinler biz TÜRGEV ve diğer vakıflarımızla inancına bağlı nesiller yetiştireceğiz” sözlerinin kamu kurumlarında ki halidir. Giyim kuşamı, inanç göstergesi ve yaşam tarzı dayatması haline getiren bu yaklaşım AKP’nin yaratmaya çalıştığı toplum düzeninin vakıflar, yurtlar ve devlet okulları aracılığı ile topluma dayatılmasıdır.

Tepkilerden dolayı çıkaramadıkları tecavüzcünle evlen yasası ve geçtiğimiz hafta meclise sevk edilen istismar yasası, hükümetin kadın ve çocuklara hangi yaşamı reva gördüğünün göstergesidir. İstismara uğrayan çocukları yaşlarına göre ayıran, ısrarla çocuk evliğine yol veren, 12 yaş üstü çocuklara istismara (12 yaş altından) daha az ceza vermeyi dayatan bu zihniyet; 23 nisan Çocuk Bayramı gösterisinde de çocuğun kıyafetinde çıplaklık ve müstehcenlik arayan zihniyettir. “Hamile kadın sokağa çıkmaz, kadın kahkaha ile gülmez” sözleriyle dayatılan yaşam tarzı, çocukların gösteri kıyafetinde etek boyu ölçmeye kadar varmıştır. Bu dayatmalar ancak demokratik bir ülke, bilimsel ve gerçekten laik bir eğitim ile aşılabilir. Bunu da ancak birleşip, el ele vererek başarabiliriz. 1 Mayıs bunun göstergesidir.

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org