sperrmüll abholung

KİŞİLİĞİN DOĞUM LEKESİ: YALAN

kadir
Daha Fazla Göster

 

Ergenlik dönemindeki çocuğunun kendisine yalan söylemeye başlamasından dolayı kaygılı bir şekilde yakınan veliye “Siz hiç yalan söylediniz mi?” diye sormamla duraksaması bir oldu. İletişime aykırı gibi gözükse de yalan söylemenin nedenlerini anlamasına yönelik empatik tepkiyi harekete geçirmek gibi bir niyetim vardı. Bu soru bu amacı yerine getirmek konusunda genelde işe yaramıştır. Ebeveynlere çocuklarının yalan söylemelerini önlemek konusunda yardımcı olmanın en iyi yolu, çocuklarının onlara neden yalan söylediklerini anlamalarını sağlamaktır. Bundan sonra ne yapılabileceği daha net ortaya çıkacaktır.

 

Nedir bu yalan denen şey? Öncelikle farkındalıkla gerçeğin çarpıtılması, daha farklı hale getirilmesi ya da olanın gizlenmesi boyutlarıyla, niyete bakılmaksızın karşıdaki bir insanı aldatmaya yönelik söylenen sözler ya da sergilenen davranışlardır. Karşısı tarafından onaylanma gereksinimi olmaksızın peşi sıra dürtüsel ve abartılı şekilde yalan söyleyen patolojik yalancılar da vardır. Bunlara bipolar bozukluk, sosyopati ve bir takım kişilik bozuklukları eşlik ettiğinden psikoterapi ve ilaç desteği gerektirmektedir. Onun dışında ise beyaz, pembe, basit, grift, dürtüsel, narsist, benliği koruyucu, kaçınmacı, gizleme…şeklinde bir sürü türü vardır. Yalan, türü ne olursa olsun öğrenilen bir şeydir. Özellikle sosyal öğrenme yoluyla insanlar yalanı öğreniyor. Anne kucağında başlar yalanı öğrenmek. Anne-baba ilişkilerinin durumu bunu patolojik bir yapıya büründürebilir de. Okul sıralarında arkadaş çevresinin etkisiyle de artabilir. Sosyal ilişkilerimizin her alanında kendini gösterir. Yukarıda tanımlandığı haliyle, çoğu insanın bir şeyi gizlemek yoluyla sözel olarak ifade edilmedikçe ortaya konan tepkiyi yalandan saymadığı durumların da yalan olduğunu anlıyoruz. Özellikle güvene dayalı ilişkilerde bir şeyi gizlemek karşıdakini farklı davranmaya ve aldanmaya yöneltiyorsa bu yalandır. Çünkü güvene dayalı ilişki de insanlar sizin söylemediklerinizden hareketle belli bir varsayıma göre davranır ve siz bunun farkında olarak da bir şeyi gizlemeyi tercih ederek onu yanıltmış olursunuz.
“Siz hiç yalan söylediniz mi?” sorusuna “Hayır” cevabını vereni görmedim henüz. Hepimiz hayatımızın belli dönemlerinde ya da belli durumlarda böyle bir duruma maalesef başvurduk. Özellikle ortalama 10 yaşından sonra ve özellikle ergenlik döneminde insanlar kurgusal ve inanılabilir yalanlar söyler. Yapılan bir araştırmaya göre bir yetişkin haftada ortalama 13 kez yalan söylüyor. Peki insanlar neden yalan söyler? Öğrendiklerimden, gözlemlerimden ve yaşadıklarımdan hareketle verilecek olası cevaplar şunlar olabilir:

 

– Cezalandırılmaktan kaçınmak
– Onaylanmak
– Anlaşılmamaktan korkmak
– Sevdiklerini korumak
– Gizliliği korumak
– Benliği koruyucu bir işlev olarak egoyu savunmak
– Aldatmanın verdiği haz
– Başkalarının üzülmesine yol açmamak
– Ödül elde etmek
– Otoriteye karşı güç, meydan okuma, sınama

 

İlk yalana anne kucağında maruz kalır insan. Yalancı meme ile tanıştığımız bu davranışla farklı amaçlarla karşı karşıya gelmişizdir. Açığa çıktığı her seferinde maruz kalanda aldatılmışlık hissi yaratan kekremsi bir duygu yaratır. Yalan evrensel günahımız. Herkesin yaşam boyu muzdarip olabileceği, bazen maruz kaldığı, bazen maruz bıraktığı olumsuz davranışların en yaygınıdır. Çoğu olumsuz davranışa eşlik eden bir tamamlayıcıdır da. Anne babamıza karşı istenmeyen davranışımızın örtüsü olur bazen. Kimi zaman öğretmenimize karşı ödevlerimizi yapmamış olmanın sığınağıdır. Bir bakarsınız sevdiğiniz kırılmasın, söylenecekler hoşuna gitsin diye yalan söyleriz. Bazen ise yalan söylemenin hayat kurtardığını bile görmüşüzdür. Mesela bir saldırgandan korumak istediğimiz bir insanı görmediğimizi söyleyerek. Mahkemede ya da sorguda meşru yalanlar (!) söylendiği çok duyulmuştur. Çok az durumda karşıdakini yanıltmış olmak haz verir. Ama genelde yalan söylemek patolojik değilse öncelikle söyleyende buruk bir duygu bırakır, sonra aldatılanda karmaşık, güvensizlik ve aşağılanma hissinin eşlik ettiği berbat bir duygu yaratır.

 

Yalan doğurgandır. Belli bir süre sonra insan bazı durumlarda fazlaca yalan söylediğinde kendisi de neyin doğru neyin yalan olduğunu karıştırmaya başlayacaktır. Gerçeklik algısını yitirmeye kadar gidecek bu davranış farklı düzeylerde herkesi rahatsız eder. İnsanın iç ve dış tutarlılığının bozulmuş olması kendiliğinde her iki tarafta huzursuzluk yaratır. Yalan söylemek aynı zamanda bir tercihi barındırdığı için söyleyenin sorumluluğu olarak gözükse de özellikle çocukların bize karşı söylediği ama genelde sosyal hayatımızın genelinde maruz kaldığımız yalanlar karşısında şu soruyu sormak geliştiricidir. “Bana karşı bu yalanın söylenmesinde benim davranışsal ve iletişimsel olarak katkım nedir?” Buradan şu sonuç çıkabilir. Patolojik durumlar hariç bir insanın bize yalan söylemesini engellemenin en önemli yolu öyle bir davranışa katkı sağlayacak bir iletişim tarzından kaçınmaktır. Anlaşılacağını, cezalandırılmayacağını zor duruma düşmeyeceğini bilen sağlıklı bir çocuk ile yakalanacağını bilen zeki bir çocuğun yalan söylemeyi tercih etmeyeceğini düşünüyorum. Hele hele gün içerisinde başta kendimiz, sonra televizyon ve sosyal medya aracılığıyla diğer sosyal çevrelerden, statüsü en düşük olandan bizi yönetenlere kadar en üst mercilerden oluk oluk akan yalanlarla karşılaşan insanların yalandan kaçınmaları pek kolay görünmüyor. Neşet Usta’nın şu sözleriyle bitirelim:

 

“Ah yalan dünyada yalan dünyada
Yalandan yüzüme gülen dünyada”

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org