maltepe escort kurtköy escort

şişli escort bayan

MERSİN’DEN ULUSALA BAKIŞ: Demokrasi İnsan Seven Bir Rejimdir / İHSAN KAMALAK YAZDI

images

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Siyasi gündemin yoğunluğu içinde olsak da, demokrasiye farklı bir açıdan yaklaşarak, anlamı konusunda bir deneme yapmak istiyorum: Demokrasi, insana en çok değeri veren siyasal rejimdir, çünkü insanların haklarının-özgürlüklerinin korunmasını gerektirir.

Demokrasinin kelime anlamı, gücün (kratos) halkta (demos) olduğudur. Peki içeriğin hayata geçmesi veya günlük yaşantımızda somutlaşmış hali nedir? Gücün halkta olduğunu hangi durumlarda söyleyebiliriz? Benim için önemli olan soru şu: Gücün halkın elinde olmasını sağlayan koşullar / yöntemler nelerdir? Bütün bunların, insanlar açısından anlamı nedir?

Gücün halkta olması, kararın halk tarafından veya halkın çıkarlarına göre alınmasını gerektirir. Türkiye’de sağ siyaset / ideolojiler, bunu seçimlerle sınırlı tutar. Seçim bittiğinde, milli irade belirdi vurgusunu yapmaları da bu yüzdendir. Seçim sonrasında halkın çıkarları göz önüne alınmadığı gibi, halkın iradesini açıkladığını iddia ettikleri seçim sürecinin insanların özgür iradeleri ile tercihte bulunabilmelerine olanak sağlayan kurallar göz ardı edilir. Bu tipik, elit demokrasi anlayışıdır: halkın gücü, iktidarı etkilemeyi içermez (arzulanmaz da), sadece elitler arasında tercih yapmakla sınırlıdır.

Oysa, gücün halkta olduğunun göstergesi, seçim kurallarıdır. Seçim kuralları, insanların / seçmenlerin önüne farklı tercihlerin, en azından yasalar önünde eşitlik ilkesi çerçevesinde gelebilmesini sağlaması gerekir. Yani demokrasinin oyun kurallarının adil ve eşit olması gerekir. Bu koşulu sağlayan da, temel hak ve özgürlüklerin sıkı bir şekilde korunmasıdır. Hak ve özgürlüklerin korunmasında gevşeklikler varsa, gücün halkta olması da sorunludur; yani demokrasi sorunludur.

Temel hak ve özgürlüklerin, demokrasi bağlamında siyasal hak ve özgürlüklerle sınırlı tutulması yanlıştır. Düşünceyi açıklama özgürlüğü, toplantı ve gösteri yürüyüşleri hakkı-özgürlüğü, dernek kurma hakkı negatif kategoride yer alır. Negatif haklar, bireyi devlete karşı korur ve gücün halkta (demokrasinin) olmasının önemli koşullarındadır. Bunların yanında, sansür yasağı, tarafsız (tekel altında olmayan) medya da çok önemlidir.

Benzer biçimde eğitim, sağlık ve sendikal hakların gelişmişlik düzeyinin yansıması, refah (sosyal) devletinin düzeyini belirlediği gibi, halkın gücünü özgür iradesi ile kullanmasına da olanak sağlar. Eğitimli birey, seçimlerde önüne sunulan farklı seçenekler arasında tercihini daha sağlıklı yapabilir. Gelir olarak bağımsız bireyler, kendi özgür iradelerine göre hareket ederler. Züğürt Ağa filmindeki gibi, ya ağaya ya da şıha göre değil. Kısaca, sosyal devlet ne kadar güçlü ise, demokrasi de o kadar ileri olur.

Gücün halkta olmasının (demokrasi) koşulu 1961 ve 1982 Anayasalarında negatif, pozitif ve katılma olmak üzere üç kategoride ele alınan temel hak ve özgürlüklerin bir bütün olarak korunması ile yerine getirilmesidir. Bırakın bir kategorinin, bir hakkın-özgürlüğün dahi ihmal edilmesi demokrasiyi sorunlu hale getirir.

Diğer bir nokta da, insanların hak ve özgürlüklerinin sıkı korunması, onlara değer vermektir, onları sevmektir. Haklarını korumadığınız insanları sevdiğiniz de şüphelidir. Halk / millet de, bireylerden oluştuğuna göre, onlara olan sevginizi haklarını koruyarak gösterebilirsiniz. Sevgi, değer vermektir. Sevdiğiniz insana iyi davranırsınız, hatta hediyeler alırsınız; kızmanız bile farklıdır. Özetle demokrasi insanları sevmeyi gerektirir. Bu çerçevede 1961 Anayasası insan haklarına aşık iken, 1982 Anayasası hoşlanıyor diyebiliriz. 1961 ve 1982 Anayasaları arasındaki fark, Türkiye Cumhuriyeti’ni biri (1961) “insan haklarına dayanan”, diğeri (1982) “insan haklarına saygılı” olarak tanımlamaktadır. O kadar değişikliğe rağmen, 1982 Anayasası hala insan haklarına aşık hale getirilememiştir.

Yorumlar kapalı.