Sanat dolu bir yaşam belgeseli: “Ne güzel gülerdin sen çocuk” » Kilikya Gazetesi ,Mersin'den HaberlerKilikya Gazetesi ,Mersin'den Haberler

SON DAKİKA

Sanat dolu bir yaşam belgeseli: “Ne güzel gülerdin sen çocuk”

Bu haber 12 Nisan 2020 - 10:54 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Fotoğraf Sanatçısı Ali Osman Abalı, erken yaşta geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda eden sanat insanı Erhan Sönmez’in yaşam serüvenini belgeselleştirdi. Abalı, koronavirüs salgını nedeniyle evlerinde kalan vatandaşları, birçok gönülde taht kurmuş Erhan Sönmez’in öyküsünü izlemeye davet etti.

 

Kısa bir yaşama büyük hikayeler sığdıran sanat insanı Erhan Sönmez’in sanat dolu yaşamı belgeselleştirildi. Erhan Sönmez ile dost yanını paylaşan ve birçok çalışmasında yanında yer alan Fotoğraf Sanatçısı Ali Osman Abalı, onun öyküsünü, tanıklarının ağzından belgesele aktardı. Şair ve yazar Adil Okay’ın, ölümünden sonra Erhan için yazdığı, “Ne güzel gülerdin sen çocuk” dizesi, belgesele isim olarak verildi.

 

“GERÇEK İNSAN FORMUNU YAŞIYOR VE YAŞATMAYA ÇALIŞIYORDU”

“Ne güzel gülerdin be çocuk” belgeseli hakkında konuşan Fotoğraf Sanatçısı Ali Osman Abalı,   “Uzun yıllara dayalı dostluğumuz, abi, kardeş ilişkimiz oldu. Erhan deyince saatlerce, günlerce sohbet edebiliriz. Yani söyleyecek çok şey var. Kısacık ömründe 10’larca tiyatro oyunu çıkardı, festivaller düzenledi, kısa filmler çekti, tiyatro kursları açtı, başarılı yüzlerce oyuncu yetiştirdi. Her zaman dostlarının, ailesinin yanında dayanışma içerisinde hareket eden, her daim umut saçan bir dost olarak kaldı hayatımızda. Arkasından denilecek tek cümle şu: ‘’Gerçek insan formunu yaşıyor, yaşatmaya çalışıyordu’.  Erhan’ı kayıp ettikten sonra kurucusu olduğu Tiyatro Agon, şöyle bir karar aldı: ‘Her sene perdelerimizi Erhan’la açacağız, Erhan’la kapatacağız’. İstikrarlı bir şekilde Tiyatro Agon’un öncülüğünde her sene anma etkinlikleri düzenledik, düzenlemeye devam ediyoruz. Bu etkinliklerde sanat emekçisi dostumuzu anarken, sanatla uğraşmaya çalışan genç kuşaklarda tanıtıyoruz” dedi.

 

“İNSANA DAİR DERDİ OLAN BİR SANAT İNSANIYDI”

Erhan Sönmez’in yaşam hikayesine dair bilgiler veren Abalı, “Diyarbakır Ergani’den ailesiyle birlikte, küçük yaşta Mersin’e yerleşmiş ve Türkçesi yok denilecek düzeyde… 1998 yılında Mezopotamya Kültür Merkezi’nde tiyatroyla tanışıyor, gelişiyor ve yol alıyor. Akabinde Halk Eğitim Merkezi, Merhaba Sanat Tiyatrosu, Akdeniz Belediyesi Şehir Tiyatrosu, Seyri Mesel Tiyatrosu, son olarak da kurucusu olduğu Tiyatro Agon’da oyunculuk ve yönetmenlik görevlerinde bulunuyor. Tiyatro kursları açıyor, öğrenci yetiştiriyor. Mersin Sinema Derneği’nin kurucu kadrosunda yer alıyor, yönetim kurulu başkanlığı yapıyor. Bu kadar hizmetten sonra bir daha Mersin’den kopamamış, deyim yerindeyse kendini yeniden yaratmış, her daim gelişim çabası içerisinde oldu. Yaptığı sanatsal çalışmaların merkezine toplumsal sorunları almış, insana dair derdi olan bir sanat insanıydı. Mersin’de ilkleri gerçekleştirdi. Herkesin önünden geçip gittiği parklarda, halka ücretsiz ulaşılması için gayret gösterdiği etkinliklerin düzenlenmesinde öncülük etti. Kısa film gösterimleri düzenlenmesine öncülük etti. Açtığı kursla 100’lerce gencin kişisel gelişimine katkı sundu. Çalışmalarının merkezinde genelde Mersin vardı. Sanki Mersin’in sahibiydi ve her köşesinde temas ettiği insanlar olduğunu biliyorum” diye kaydetti.

 

 

“SANAT ANLAYIŞINI ANLATMAYA ÇALIŞTIK”

 

Belgeselin oluşum sürecine dair de bilgiler veren Abalı, “Belgesel işi öyle bir forumdur ki dokümanter oluşturduğun için yalın ve sade bir dil kullanmalısın. İki ülkenin düşman liderlerini yan yana getirmeden bir belgeselde konuşturabilirsin. Bizim tanıklığımız kolay ama bir o kadarda zor ve duygusal ilerledi. Gözü yaşlı bitirdiğimiz çekimlerimiz oldu. Dostumuzun temaslarını yakından tanıdığımız, serüvenine dahil hareket ettiğimiz için daha hızlı yol aldık. Arşiv taraması, kişi listesi hızlı bir şekilde oluştu. Kısa sürede ulaşabildiğimiz herkese ulaşmaya çalıştık. Kimi arkadaşlarımız belgeselde olmak istemedi, sebepleri acılarını tekrar tazelemek istemediler. Onlara doğal olarak hak verdim. Kimi arkadaşlarımızı da gözden kaçırmış olabiliriz, özür diliyoruz onlardan.  Belgeselde Erhan hocanın temas ettiği arkadaşlık ettiği, herkese yer verseydik 30 dakikalık bir iş yerine 30 bölümlük belgesel dizisi oluşturmak zorunda kalırdık. Onu da belirtmemde yarar var, çok fazla dostlukları vardı. Onun kurucusu olduğu Tiyatro Agon’dan arkadaşlarla görüşmeler yaptım, sağ olsunlar hepsi gönüllerini açtı, ellerinden gelenin fazlasını yaptılar. Özellikle Salih Yıldırım, Mustafa Çavuş ve Mehmet S. Çağlar’a şükran borçluyuz. Akabinde sevgili dostumuz Ümit S. Demir belgeselimizin kurgusu onun emekleriyle ortaya çıktı. Belgeselde Dünya’ya bakışını, sanat anlayışını, kısacık ömrüne sığdırdığı kocaman dostluklarını anlatmaya çalıştık. Hiçbir zaman tek bir ideolojiye ait yaşamadı, daima ezilen insanların yanında, elindeki en güçlü argüman olan sanatla cevap vermeye, dil olmaya çalıştı. Bu anlamda çevre eylemlerinin hemen hepsine destekler sundu. İnsan Hakları Derneğine, İşçi Filmleri Festivaline, Türkiye Barış Meclisine ve diğer demokratik etkinliklerde sokak tiyatroları oynadı, şiirler okudu, ezilenlerin yanında durdu” ifadelerini kullandı.

 

 

“AMACIMIZ ERHAN SÖNMEZ’İ GELECEK KUŞAKLARA TANITMAK”

Belgeselin hazırlık sürecinde zaman zaman ağladıklarını, zaman zaman güldüklerini kaydeden Abalı, “Belgeseli yaklaşık bir buçuk ay gibi kısa bir zaman diliminde bitirdik ama ömrümüzün en duygusal anlarını kattık filme. Aslında kısıtlı bir süre içerisinde dokümanter oluşturduk. Bu tarz belgesellerde araştırma ve belge toplama süreci en az iki ay sürüyor. Ama bizim avantajımız şuydu: Hayatına dahil olduğumuz, dostumuzun hikayesini anlatıyorduk ve o yüzden çok zorlanmadık. Arşiv görüntülerinin çoğu elimizde vardı. Tiyatro Agon, gönlünü açtı bu projeye. Çekim fragmanı çıkardık, görüşmelerimizi yaptık, ek kayıtları aldık. Sevgili dostum Ümit S. Demir mesai saatleri dışında ek mesai harcayarak çalışmaya emek kattı. Büyük bir özseveriyle bitirdik filmi… Amacımız, sanat emekçisi bir insan olan Erhan Sönmez’i gelecek kuşaklara tanıtmak, yeni kuşakların dahil oldukları hikâyeden etkilenip umutsuzluğa kapılmamaları. Bu proje benim için vefa borcu tüm duygusallığımla” dedi.

 

 

Ne güzel gülerdin sen çocuk, gözlerinde bin yıllık keder…

Ama vakit daha erkendi, Neden kalktın ki? Medeni’den Ahmet’ten, Lice’den Antakya’dan ağrımışken, Bir de sen şimdi, Bırakıp bizi bu kızgın arifede, Neden gittin ki?

Oysa vakit daha erkendi, Sahneye konacak oyunlarımız, Yürüyecek yollarımız vardı! Zulmün sarayını işgal edecek, Yasaklanan şarapları sebil eyleyecek, Aşklarımızı prangasız yaşayacaktık…

Ana dillerimizde söyleyerek türkülerimizi, ‘sanat sağaltır’ yazacaktık burçlara…

Vakit daha erkendi Erhan, Neden gittin ki !

Şimdi sensiz, gülümsemesi bile kederli bu kentin…”

 

Adil Okay

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.