porn list

Selocan, insanlığa sunulmuş en büyük armağanlardandır / İsmail ŞİMŞEK YAZDI

featured
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

 

Kimi olaylar, yüzyılda bir cereyan eder ve bir anda insanlık tarihinin dönüşümüne, gelişimine neden olurlar.

Tıpkı, Halley Kuyruklu Yıldız’ın 76, Venüs Gezegeninin ise 105 yılda bir dünyamızın yakınından geçişi gibi…

Öyle kolay kolayda değil… Kahramanlaşmış ve efsaneleşmiş figürler ancak yüzyılda bir düşer gökyüzünden yeryüzüne.

Ve düştükleri topraklara; umutsuzluk adına halklara umut, karanlığa karşı aydınlık, ölüme karşı yaşam, köleliğe karşı özgürlük, haksızlığa, hukuksuzluğa ve zulme karsı adalet abidesi olmuşlardır; tıpkı Karl Mark gibi, Lenin gibi, Mao Zedong gibi, tıpkı Fidel Castro, HoMin gibi: tıpkı Mitolojik kahramanlar gibi:  Gladyatör Spartaküs, Herkül gibi…

Ve tıpkı bu topraklara düşen “Selahattin Demirtaş” gibi…

Selocan; kirlenmemiş tertemiz gökyüzünden, kirlenmiş kötüleşmiş yeryüzüne yüz yılda bir düşen, yıldızlardan insanlığa sunulmuş bir lütuf ve armağandır.

Selocan;  umutsuzluk adına halklara umut, karanlığa karşı aydınlık, ölüme karşı yaşam, köleliğe karşı özgürlük, haksızlığa, hukuksuzluğa karsı bu yüzyıla düşen adalet ve ahlak abidesidir.

Selahattin Demirtaş, milyonların gönlünde taht kurmuş, siyasi kimliğinin yanında sanatsal ve hukukçu kimliği ve özellikleri olan bir figürdür!

Selahattin Demirtaş; tıpkı ağacın köklerine, nehirlerin, derelerin yatağına hayat veren can suyu gibidir.

Tıpkı, Artı Gerçek Gazetesinde Fehim Işık’ ın 08 Ocak 2018 tarihli yazısında tanımladığı gibi: “Elbet, mücadele kişilere endekslenemeyecek kadar değerlidir ancak bazı kişilikler vardır ki mücadelenin sembolüdürler. Demirtaş artık özgürlük mücadelesinin sembolüdür…”

Tıpkı, Duvar Gazetesinden İrfan Akkan’ ın son yazısında dediği gibi:”Umudun kırıntılarına bile ihtiyaç duyulan bir dönemde insanlar haklı olarak o umudun taşıyıcılarından birini “bırakmak” istemiyor. Kaldı ki, bakmayın “şahıslar önemli değil” diyenlere. Bu ülkede başta Kürt hareketi olmak üzere bütün devrimci mücadelelerin tarihsel şahsiyetler üzerinden birbirine eklemlenerek yükseldiğini kim inkâr edebilir?Tarihsel mücadelenin ve o mücadeleden doğan “umudun” bir parçasının Demirtaş’ta simgeleşmiş olduğu gerçeğini inkâr etmek mümkün ama o gerçeği değiştirmeye çalışmak sadece siyasi bir hata olarak tarihe geçer. Bu tür hataların telafisi ise her zaman mümkün… Yarın başka bir kongre yapılır, Demirtaş tekrar aday olur, yahut Demirtaş’ı da geride bırakacak etkili bir lider hiç tahmin etmediğimiz yerden çıkagelir. Siyasette bu tür telafi olanakları ihtimal dışı değil…”

Ve HDP 11 Şubat’ da büyük kongreyi, büyük bir ihtimalle Demirtaş’ sız gerçekleştirecek.

Yanlış anlaşılmasın, elbette, HDP içerisinde siyaset yapan bütün bireyler; birbirinden kıymetli, yetenekli, donanımlı, birikimli, ilkeli, inançlı, bedel ödemiş, saygın, değerli ve her biri Genel Başkalık yapabilecek düzeyde ve yetkinliktedir. Ancak, siyasette, günlük yaşamda; siyasetin pozitif anlamda önünü açan iki önemli öğe: rasyonalizm ve öngörüdür.

Bu bakımdan, siyasetten pratik anlamda “izole edilen” Demirtaş’ sız HDP, 7 Haziranda yakaladığı ivmeyi yakalayabilecek mi? Hiç sanmıyorum!

Umarım yakalar!

Benim fikrimi sorarsanız, benim gönlüm tekrar Selocan’dan yana…

 

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir