sperrmüll abholung

Şimdi kim kime darbe yaptı?

Daha Fazla Göster

Darbe gösterilerini 15 Temmuz 2016’dan beri hep birlikte canlı olarak izliyoruz. Öyle ki, bundan sonraki süreçte de darbeler ya da darbemsi şeyler olacağı anlaşılıyor.

Şimdi kim kime darbe yaptı?

Asker, hükümeti alaşağı etmek için darbeye kalkıştı, başaramadı. Bunun üzerine Recep Tayyip Erdoğan sivil darbe yaptı, becerdi.

Her taraf darbeciyle doldu. TV’ler gün boyu darbe haberlerini veriyor, gazeteler her gün darbe haberlerini yazıyor. Sokaklarda, kahvehanelerde hep darbeler konuşuluyor. Darbe haberlerinden midemiz bulanır hale geldi.

Tutuklamaların, görevden almaların haddi hesabı belli değil.

Gözaltına alınan hakimler, savcılar, valiler, kaymakamlar… Görevine son verilen binlerce devlet memuru… Daha neler neler… Ölenler üçüncü günde unutuldu bile, bir-iki cenaze görüntüsü o kadar. Darbeler kadar kötü, darbeler kadar iğrenç, darbeler kadar insanlık dışı başka bir yönetim yoktur. Çünkü darbeler faşizmle eş anlamlıdır. Faşisttir.

Bütün bunlar neden oldu pekii?  Ortalığı neden böyle toz duman içinde bıraktılar?

Efendim asker darbeye kalkıştığı için oldu.

Kimmiş bu darbeye kalkışan askerler?

Efendim, bunlar “emir komuta zincirinden çıkmış, Gülen cemaatini temsil eden askerlermiş.”

Gerçekten öyle mi acaba?

Öyleyse, Gülen cemaati kim?

Efendim Gülen cemaati paralelmiş.

Paralel ne demek?

Efendim, Paralel deyince akla ilk gelen şey nedir diye sözlüğe baktım, sözlük şöyle diyor;  “Birbirine benzerlik gösteren, bir bakıma aynı olan, farksız olan, birbirinin emsali olan, çıkarları aynı olan” şeyler akla geliyormuş.

Şimdi hatırlayalım! Bu paralel olan şeyler yıllarca yollarda beraber yürümediler mi?

Yürüdüleeer.

O yollarda beraberce yürürken beraberce türkü söylemediler mi?

Söyledileeer.

Beraber türkü söylerken, yağan yağmurun altında beraber ıslanmadılar mı?

Islandılaaar.

Hep birlikte Gülen’in elini eteğini öpmediler mi?

Öptüleeer.

Eee o zaman bunlar neden kavga ediyorlar, tepişiyorlar, ortalığı toz duman altında bırakıyorlar? Neden orta yerde günahsız insanların ölümüne sebep oluyorlar?

Efendim, emperyalizmin ve faşizmin ve diktatör sevdalılarının özellikleri ve genel karakterleri böyle bir şeydir. Kirlidir. Her ikisi de; “Ben tek başıma yöneteceğim, ben büyük pastayı tek başıma yiyeceğim, ben tek olacağım, ben… ben… ben…”diyorlar.

Durum böyle olunca bitmez tükenmez, ölümüne bir savaşa başlıyorlar. Bu savaş içinde her şey mübah sayılıyor. Ne kadar; pislik, çirkinlik, insanlığa yaraşmayan, demokrasi dışı işler varsa hepsini burada görmemiz mümkün.

Bu darbelerden, savaşlardan, kaostan ülkemizin ve vatandaşlarımızın bir çıkarı var mıdır?

Sağlıklı düşünen herkes bilir ki, bu olaylardan ülkenin ve emeğiyle geçinen vatandaşların hiçbir çıkarı yoktur. Tek çıkarı olanlar, ülkeyi yönettiğini söyleyerek, kocaman pastayı yiyenlerindir. Onlar hanları, hamamları, sarayları ve refahları için ülke üzerinde tepişirken, vatandaşlar altta ezilmekte, acı çekmekte, ölmekte ve yaralanmaktadır.

Kolayını almışlar; Ölenleri “şehit”, yaralananları “gazi” ünvanı ile onurlandırarak, “sizler bu vatan için şehit, gazi oldunuz, sizler direk cennetliksiniz” diyerek, sağda-solda fetvalar verdirerek ölümü kutsallaştırmaktadırlar. Bizlere yalan söylemektedirler. İşin aslı, doğrusu şudur; Halkların orta değerleri olan “vatan, bayrak, kuran” gibi değerlerin arkasına gizlenerek, kendileri olmazsa bu değerlerin korunamayacağı algısını yaratmaktadırlar. Böylece, aslında kendilerini ve bütün çıkarlarını garanti altına, (koruma altına) almaktadırlar. Oysa, yukarıdakiler olmasa da bu topraklarda yaşayan yurttaşlar ortak değerlerine sahip çımasını bilirler. Yeter ki; Yöneticiler, kendilerini ortak değerlerle eşanlamlı tutmaktan vazgeçsinler. Yurttaşların kafasını karıştırmasınlar. Asılsız algılar yaratmasınlar… Yöneticiler bizim ortak değerlerimiz değildir.

Dün balyoz davasında olduğu gibi, bu gün Rusya ve İsrail’le anlaştıkları gibi, Yarın Gülen cemaati ile de anlaşırlarsa (barışırlarsa) Ölenlerin hesabını kim kimden sorabilecektir?

Darbelere ve darbecilere muhtaç değiliz. İhtiyacımız da yok.

Darbelerin ve tek kişilik despot yönetimlerin hiç bir zaman olmaması için; Halkın kendi kendini yönetebildiği, insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanmadığı, adalet ve hukukun bağımsız olduğu ve herkese eşit uygulandığı; Kısacası, gerçek demokratik bir yaşamın olması zorunludur. Zorunluluktur. Yeter ki, bizler kendi yaşamsal değerlerimize sahip çıkmasını bilelim. Gelin, yaşadığımız şehirleri demokrasi içinde yüzen, kültür ve sanat şehirleri yapalım.

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org