sperrmüll abholung

VE MARX VE YARASALAR VE DEVLET / ATİLLA GÜNEY YAZDI

atilla güney
Daha Fazla Göster

 

Mutlu çoğunluk tarafından sosyolojinin kurucularından kabul edilen, benim nazarımda ise faşizmin büyük kuramcısı payesine sahip Vilfredo Pareto, biraz da asabi bir tonda “Marx’ın kavramları yarasalara benziyorlar; bir bakmışsınız kuş olmuşlar, bir bakışsınız fare” serzenişinde bulunurken, telgrafın telinde telgraftan habersiz biçare serçe misali asabi bir haklılık içerisindedir.

Bir keresinde – yine akademi denilen dergahta terennüm ettiğim asri zamanlarda- Marx’ın külliyatında arka arkaya sıraladığınızda çoğu birbiriyle çelişiyor görünen on tane devlet tanımı çıkarmıştım. Çok meraklıydık ya o zamanlar cinci hocalar gibi bir düşün(ür)ce veya olguyu alıp ondan acayip anlam ve kavramlar çıkarmaya. Değil mi ki Weber baba ve bizdeki yerlisi Şerif Mardin hoca, sosyolojiyi bir tür ruh çıkarma olarak önümüze koymuştu…

Marx’ın devlete dair en bilinen ve en fazla hırpalanmış tanımı, devleti egemen sınıf(lar)ın tahakküm aygıtı olarak tanımlayanıdır. Bu yüzden bizim sakallı amca kimi zaman işlevselcilikle, çoğu zaman determinist olmakla suçlanmıştır. Ancak kapitalizmin insanlığa çok kısa aralarla nefes aldıran huzursuz uzun birkaç yüzyılı, Marx’ın belki de en günahkârca tanımını çoğu zaman haklı çıkarmıştır.  Bugünlerde memleketin diline doladığı, okyanus ortasındaki adalar, yolsuzluklar,’iran asıllı ama Türkçe konuşan  iş adamı’ ( ne demekse) üzerine yürütülen genel hırsızlık söylemine bakıldığında devletin bu niteliği ayan beyan görünmesine rağmen, nedense muhalefet olarak kurtulamadığımız aynı saplantılı hatayı yapmaya devam ediyoruz.

Tıpkı ülkenin genel siyasetinde bütün bir muhalefeti, saray erkanının ve onun etrafındaki birkaç kişinin söylem, eylem ve tavırları üzerinden yürüttüğümüz gibi, yolsuzluk meselesini de bir iki iş adamı, birkaç bürokrat ve siyasetçinin çalma-çırpma işi olarak görüyor, bütün kızgınlıklarımızı bu ahlaki zemin üzerinden yürütüyoruz.

Oysa, devasa bir emekçi kitlesinin sömürüsü üzerinden kendisini var eden kapitalizm, yağma, talan ve hırsızlığın en steril, en görünmez olanını, en acımasızını gerçekleştiriyor. Sonuçta, yine sakallı amcanın dediği gibi kapitalizm kendi suretinden bir dünya yarattığı gibi, kendi suretinden insan tipi de yaratıyor. Memleketin sokaklarında irili ufaklı bir ton Zarraf bozuntusu, eline fırsat geçse Zarraf’a rahmet okutacak hatırı sayılır tefeci-bezirgan var. Zarraf’ın kişiliğinde sembolize olmuş finansal sermayenin çalıp çırpmasının, gezi olaylarında bizim solcuların hayranlığını kazanmış memleketin en büyük holdinginin kurumsal şahsında vücut bulmuş tekelci burjuvazinin yağmaladıklarının yanında esemesi dahi okunmaz. Her ikisi de farklı tarzlarda sömürü olsa da, pespayeliğin oranı, karın gerçekleşme biçimi ile sömürünün ifşasında kendini gösterir. Biri doğrudan elini cüzdanımıza daldırırken, diğeri zihinsel ve fiziksel emeğimizi sömürür; birinin eylemi en hafifinden vaka-i adliyeden görünüp üçüncü sayfa haberi ötesine geçmezken, diğeri Wall Street ve onun yerlisi gazetelerde arz-ı endam eder.

Devlet denilen teşkilat, bu sömürü mekanizmasının, hem bir parçası, hem değnekçisi, hem yalancı tanığıdır. Devletin derini falan olmaz. Görüp görebileceğiniz en sığ yapıdır devlet. Devletin aklı falan da yoktur. Devlet ve içine çöreklenmiş siyasetçi-bürokrat güruhu, tabiri caizse, mafyanın sokak aralarındaki torbacısı rolünü, siyaseten ve iktisaden sermaye için yerine getirirler.  Ve bilirsiniz mafyanın iki vazgeçilmez rutini vardır: ellerine bulaşmış onca kana, pisliğe rağmen son derece şık giyinirler ve her pazar kiliseye gitmeyi asla ihmal etmezler.

Devlet denilen teşkilat da, din ile ilişkisini mafya babasının utanmazlığı ve faydacılığı benzeri bir mantıkla kurarken, hukuk denilen son zamanlarda bizlerin de kendisinden fazlaca beklentiye girdiğimiz şık kıyafeti, pisliklerini örtmek için üzerine geçirir; daha doğrusu o kılıfın içerisine girer. Bir ulu kişinin dediği gibi: “Hukuku çıkardığınızda devlet ile en eli kanlı çete, en yağmacı eşkıya güruhu arasında bir fark kalmaz”. Bunu bizim sakallı amca değil, burjuva devlet kuramının en babalarından Jean Bodin söylüyor.

 

Yorumlar kapalı.

Ataşehir escort Pendik escort Kartal escort Maltepe escort Ümraniye escort Kadıköy escort Anadolu yakası escort Avrupa yakası escort Şişli escort Mecidiyeköy escort Şirinevler escort Avcılar escort Halkalı escort Beylikdüzü escort Bakırköy escort Ataköy escort uae escort pornos swinger hikayeler sex anilari rokettube porno paply.org