İnsanlık var olduğundan bu yana daha iyi nasıl yaşarım çabası ve kaygısı içinde olmuş. Bu nedenle uygarlık/medeniyet arayışını elden hiç bırakmamış hep aramış.
Amaç, iyiyi, güzeli, kendine yaraşanı yakalamaktır. Var olanın üstüne çıkmaktır. Mutlu toplumu yaratmaktır.
Varmak istedikleri yolda yürürken sorular sormuşlar, yanıtlarını aramışlar. Elbette çok sorular sormuşlar, çok yanıtlar vermişler. Basit gibi gözüken bu soru sorma ve cevap verme işi çağlar boyunca sürmüş. İnsanoğlu çok kafa yormuş bu işe, öyle beş-on yıl falan değil, mesela, bilim insanlarına göre 2,5 milyon yıl. Dile kolay, bıkmadan, usanmadan günümüze kadar gelmişler.
Ve en son; uygar toplumlar nasıl toplumlardır ya da uygar olabilmemiz için ne yapmalıyız, nasıl davranmalıyız? Diye sormuşlar. Yine yıllar yılı bu sorunun yanıtını aramışlar. Doluya koymuşlar almamış, boşa koymuşlar olmamış. Birbirinin ayağına değil başına çorap örmüşler. İnsan insana çok kötülük yapmış, insan insanın canına kıymış. Acının, ağıtın, gözyaşının yaşandığı bir dünyayı kutsal saymışlar. Bu kutsallığın sonunda, çok acı çekmişler, acılarına çok ağıt yakmışlar, gözyaşları sel olup akmış.
Bu acılı yaşamdan yorgun düşen insanoğlu durmuş, derin derin nefes alıp -vermiş, sadece burnundan solumamış, burnundan aldığı nefesi ağzından vermiş, bunu defalarca tekrarlamış ve düşünmüş. İşte insanoğlunun “düşünebiliyorum” diye çığlık attığı an o an olmuş. İnsanoğlu çığlık atarak yukardaki soruya; kısa, basit, içinde ölme ve öldürmenin olmadığı bir yanıt bulmuş. Tıpkı, elma ağacının altında otururken kafasına düşen elma yüzünden yer çekimini bulan İsaac Newton gibi. Tıpkı, yıkanırken tasın suya batmadığını görüp, suyun kaldırma kuvvetini bulunca, “buldum buldum” diyerek, çırılçıplak kendini dışarı atan Arşimet gibi.
Cevaplamışlar: “İnsanları birbirine karşı sorumlu olan toplumlar uygar toplumlardır” ve eklemişler. “Dayanışma içinde olmayan insan topluluğu toplum değil yığındır” demişler. Yaşam burada bitmiyor, devam ediyor. Uygar toplum olmanın başka şartları da var. Ekonomik kalkınma, eşit paylaşım, teknolojik gelişimi önemseme, refah içinde yaşamak…
Ve insanoğlu çelişkilerle dolu, nasıl ki hala dünyanın düz olduğuna inananlar varsa, ölme ve öldürmenin de çıkar yol olduğuna inananlar var. Çıkarı insanlıktan önce gelenler var.
Ne diyelim, yol uzun, tercih yapmak insana kalmış!..