ismail

Zirto kelimesinin öyküsü

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

       

          MFÖ isimli müzik gurubunu(Mazhar-Fuat-Özkan), bizim kuşak ile  bizden önceki ve sonraki bir tık, bilemediniz iki tık sonraki kuşak daha iyi tanır ve dinlerdi.

           Halen de beğenerek dinlediğim bu gurubun konserlerine yıllar önce gitmişliğim de vardı.

           Türkiye’ de siyaset arenasında tartışılan, konuşulan, yazılan, çizilenleri görünce müthiş canım sıkılır ve hemen taşlama tadında olan şu şarkıları dilime pelesenk olur: “Peki Peki Anladık/Sen Neymişsin ve Abi.”

           Neyi anlatmak istediğimin iyi anlaşılması için şarkının sözlerinden bir küçük dörtlüğü buraya bırakıyorum: “Peki peki anladık/Her şeyden sen anlarsın/Peki peki anladık/Her şeyi sen bilirsin/ Peki peki anladık/Sen neymişsin be abi…”

           TV tartışmalarında, en çok okuyan, araştıran, dünyayı derinlemesine somut olarak analiz eden; sanatla, bilimle ve sosyal alanda yoğrulan, emeği, sömürüyü, demokratik siyaseti ve karşıtını çok iyi bilen, doğayı, çevreyi yürekten koruyan, faşizmi iyi tanıyan bireylerden oluşan HDP üzerinden yapılan, bilimden ve akıldan yoksun, absürd tartışmaları dinleyince;  ya da bir kısım yazılı ya da internet gazeteciliğindeki köşe yazarlarının yazılarını okuyunca, bu şarkının sözlerini hatırlıyorum birden ve öfkeleniyorum.

            Öfkelenince de, benim doğup büyüdüğüm topraklarda sık sık kullanılan o meşhur aforizma sözcük bu kez pelesenk oluyor ağzıma; Zirto.

            Kürtçe bir sözcüktür Zirto.

           “Bilinmeyen, anlaşılmayan dil”deki anlamı ile Türkçede ki meali şöyle: Palavracı, kaba kimse…

           Palavracılar, dili ve davranış hareketleri kaba olanlar ve de bilgiçlik taslayan ukalalar için sık sık kullanılır. Genellikle kaçış yoktur. Kim olduğunuza bakmazlar, derhal yüzünüze vururlar: “Haydi oradan Zirto!”

           Şimdi durup dururken, neden MFÖ ve Zirto?

           Kamuoyunda ulu/solcu bilinen çoğu kalemler, ellerinde mezura(mezro), kendi köşelerinden,  ya da sosyal medya üzerinden, TV’ lerdeki tartışma programlarında üst perdeden, bir “ağabey” edasıyla “her şeyi biz biliriz, her şeyi biz anlarız, siyaset bizim işimiz, siz ne anlarsınız; şununla arana mesafe yok, bununla arana mesafe koy;  şunu şöyle yaparsan şöyle olur, bunu böyle yaparsan böyle olur ” şeklinde,  bilgiçlik taslayarak, akıl vermeye, sözüm ona ayar vermeye çalışıyorlar.

           Bir bakıma,  aba altında sopa gösteren güruhla aynı dili, aynı refleksi gösteriyorlar.

           Size uzun uzun cevap vermeyeceğim.

Orijinal haliyle size Kürtçe,  cevap veriyorum: Haydiyin oradan zirtolar!

****

           Yap-İşlet-Devret…

           Çok iyi analiz edildiğinde, sanırım son 19 yılda, AKP iktidarının ekonomik alanda hayata geçirdiği, emekçilerin, geniş halk yığınlarının cebinden finanse edilen, proje yürütücülerini, uygulayıcılarını Karun misali bir zenginleştirme projesidir.

           Müşterisi garantili bir proje…

           Müşterileri ise, yoksullaştırılmış geniş halk yığınları, emekçiler, köylüler, içiler, işsizler, emekliler, öğrenciler…

           Üzerinden geçmediğimiz oto yollar, köprüler…

           Gidemediğimiz hastaneler…

           Bunların hepsi müşteri garantili…

           Vadedilen yeterli müşteri,  bu köprülerden, bu otoyollardan geçemediği ya da Şehir Hastanelerine  vadedilen rakam kadar hasta veya hasta olmayan müşteri gidemediği takdirde, aradaki fark bütçeden, yani halkın vergilerinden toplanan paralar ile oluşturulan genel bütçeden karşılanıyor.

           Şimdi beni asıl endişelendiren…

           Otoyolları, köprüleri, hastaneler bir yere kadar, ya tekel fabrikalarına da müşteri garantisi verilmişse?

           Artık yanlarına yaklaşılması imkansız tekel büfeleri olsun, AVM’ lerdeki içki satış reyonları olsun,   artık kuyumcu dükanları ile sermaye anlamında aynı eş değerde…  Ha bir yarım altın almışsın, ha bir yüzlük rakı!

           İşte bu yüzden, yürekler dayanmaz,  ne devletin bütçesi kaldırır bunu.

           Bunu da geçtim…

           Web sayfasına girdiğinizde, sanırsınız, Arjantin’deki 10 Park Hyatt Mendoza Kumarhanesi, Singepur’da ki Marina Bay Sands Kumarhanesi, Las Vegas’ daki The Wynn Hotel and Kumarhanesi, Monako’daki Hotel de Paris & Casino de Monte-Carlo kumarhanelerin birindesiniz. Site ışıl ışıl.. Bir cazino adeta

           Bu bahsettiğim web sitesi, geçtiğimiz aylarda Demirören gurubuna peşkeş çekilen Milli Piyango İdaresinin yeni web sayfasıdır. Müşteri çekmek için, yok yok!

           Merak ediyorum… Acaba, bunun için de müşteki garanti sayısı verilmiş midir?

           Köprüyü, oto yolu, hastaneyi, tekeli, milli piyangoyu meselesini de geçtim.

           Ya birde, müşteri garantili tımarhane yapmaya kalksalar?..

           Müşterisi bol ve karlı, kesin garantili bir yatırım olur, bundan emin olun.

           Ve yine emin olun, ilk defa devletin ve halkın bütçesinden tek kuruş çıkmayacak, üstelik alan yandaş firma sürümden kazanacak!

           Neşeli, mutlu iyi hafta sonları…

Yorumlar kapalı.